Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

Şairlerin Kaleminden

4 tane "yusuf hayaloğlu" etiketli yazı bulundu "yusuf hayaloğlu" tagli diger ogeler resimler, videolar

Hangi Ayrılık...

 

Hangi gün karar verdin küt diye çekip gitmeye

Hangi lafım dokundu sana böyle inceden inceye

Hangi otobüs söyle, hangi uçak, hangi tren

Seni benden götüren, beni bir kuş gibi öttüren

Hangi kırılası eller dolanır şimdi kırılası belinde

Hangi rüzgar şarkı söyler o ay tanrıçası teninde

Hangi çirkin gerçek uğruna tükettin güzel ütopyamızı

Hangi boş boğazlara deşifre ettin en mahrem sırlarımızı

Hangi cama kafa atsam, hangi kapıyı omuzlayıp kırsam

Hangi meyhanede dellenip, hangi masaları dağıtsam

 

Ben de bu sersem başımı karakolun duvarına vursam

Kendimi caddeye atıp arabaların altına savursam

Hangi tercih beni en hızlı şekilde öldürür?

Hangi şekil öldürmez de ömür boyu süründürür

 

Kayıp ilanı mı versem şehir şehir dolanmak yerine

Ödül mü koysam, ölü ya da diri seni bulup getirene

Hangi ayrılık var ki böyle diş ağrısı gibi durmadan zonklasın

Hangi cam kesiği var ki böyle musluk gibi içime damlasın

 

Hiç sanmam, hasta kalbim bunu bir süre daha kaldıramaz

Feriştah olsa böyle eli kolu bağlı bekleyip duramaz

Hangi mübarek dua, hangi evliya tesir eder seni döndürmeye

Hangi aptal muazeret ikna eder ateşimi söndürmeye

 

Olur mu be olur mu? Bu da benim gibi adama yapılır mı?

Aşk dediğin mendil mi? buruşturup bir kenara atılır mı?

Vefa bu kadar basit mi? Alınır mı, Satılır Mı?

 

Hangi hırsız çaldı seni yırtık cebimden

Hangi pense kopardı bizi birbirimizden

Hangi uğursuz hamal taşıdı valizini 

Hangi çöpçü süpürdün yerden bütün izini

Hangi yaldızlı otel çarşaf serip barındırdı

Hangi süslü manzara seni kolayca kandırdı

Hangi şarlatan imaj böyle çabuk ilgini çekti

Hangi pembe vaadler o saf kalbini cezbetti

Dağ gibi adamı eze eze,hangi anası tipli parlak çömeze

Hangi alemlerde kahkahanı ettin meze

Hangi yamyamlara yedirdin o masum rüyamızı

Hangi mahluklar çiğnedi el değmemiş sevdamızı

 

Hangi bıçak keser şimdi benim biriken hıncımı

Hangi mermi dağıtır insanlara olan inancımı

Hangi bekçi, hangi polis artık zapteder beni

Ve hangi su bağışlatır, hangi musalla temizler seni

 

 

 

Yusuf HAYALOĞLU

Gözleri İntihar Mavi...

 

Dağların dorukları dumanlı olur

Geriye dönmez savaşçılar ...

 

Fırtınayla sınanmıştır ömürleri

Karla yıkanmıştır yüzleri ...

Bu yüzden asla vedalaşmazlar

Ve kılıçlarında daşırlar şiirleri ...

 

Bu yüzden sevdaları mahzundur

Yürekleri kallavi !

Alınları ihanet  vurgunudur,

Gözleri intihar mavi

 

 

 

Yusuf HAYALOĞLU

Demek Şimdi Gidiyorsun...

 

Demek şimdi gidiyorsun

Yazdığımız son şiir öyle yarım kalacak

Demek şimdi gidiyorsun 

Kuşlarımız acıkacak, saksılarımız artık sulanmayacak

Demek öykümüzü bir ruj lekesi gibi yapıştırıp

Aynanın sahtekar yüzüne

Oy benim yaralım, Demek şimdi gidiyorsun

Beni böyle toz gibi dağıtıp merdivenlerin dibine

Her şey tamam diyorsun

 

Git, beni viran bir şehir gibi terk et,

Hadi git

Dışarısı ispiyon, Dışarısı ihanet

Seni bir gören olmasın, dikkat et

 

Dostlukmuş, ölüme yürümekmiş, üstüne titremekmiş, Vefaymış

Aşk dediğin zavallı bir kapıyı duvara çarpıp çıkıncaya kadarmış

Bana komaz diyip sancını bi kilo rakıya gömsen de gece yarıları

Oy benim yaralım, asıl sancı uyandığında bütün odaları boş gürünce koyarmış

 

Gitmek istiyorsun, Git

Bir savaşçı asla vedalaşmaz, Durma git

Dışarısı dinamit, dışarısı enkaz

Şunu cebine koy, ne olur ne olmaz

 

Eylül mağdurlarıydık, kimsemiz yoktu

Yaralarımız aman vermiyordu canımıza

Kimseye kıymamıştık oysa, masumduk

Rahatsız ediyordu bizi bu yalancı tarih

Yırtılan bir pankart gibi şehirlerin ortasına

çığ düşürdüyse öfkemiz,

Oy benim yaralım, Oy

En az bir karıncanın yüreği kadar

Çalışkan ve namusluydu ellerimiz.

 

Artık bitti diyorsun, Git

Kırılsın kapı çerçeve, kırılsın bu cam

sorma git, Dışarısı panik, dışarısı izdiham

Biliyorum seni vuracaklar bu akşam

 

Ne çok fire verdik üst üste

Ne çok arkadaş yitirdik bu tozlu yolculukta

Kimliği tespit edilmemiş ne çok ceset vurdu

Zeytin güzeli akşamlarımıza

Büyük ütopyalar ve büyük dağlar gibi

İçerden çürümüşüz meğerse

 

Oy benim yaralım, Oy benim yaralım

Her gelen ölüm yazmış

Her giden ayrılık işlemiş bu talihsiz gergefimize

Kendini arıyosun, Git

Aptal bi hayat kur içinde beni barındırmayan

Kalma git, Dışarısı barut, Dışarısı gardiyan

Yine bir tek ben olurum sana parçalanan

 

Demek şimdi gidiyorsun,

Sonunda bizi de çökertiyor bu kancık zerzele

Demek şimdi gidiyorsun,

Yıkılan bir duvar gibi ömrüme devrile devrile

Demek mecburi istikametlerin

Ayrılığı gösteren o adaletsiz kavşağında

Oy benim yaralım, Maralım

Demek şimdi gidiyorsun ve bana bir tek seçenek kalıyor

Güle Güle, Güle Güle

Beni öldürüyosun git.

Kalmasın sende kahrım, Kalmasın derdim

Bakma git.

Kafamı yumruklayıp ardınsıra ağlarsam namerdim.

 

 

 

 

 Yusuf HAYALOĞLU

Ayrılık Hediyesi...

Şimdi saat sensizliğin ertesi

Yıldız dolmuş gökyüzü, Ay aydın

Avutulmuş çocuklar çoktan sustu

Bir ben kaldım tenhasında gecenin

Avutulmamış bir ben

 

Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim

Ki o yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun

Bu da benden sana ayrılığın hediyesi olsun

 

Soytarılık etmeden güldürebilmek seni

Ekmek çalmadan doyurabilmek

Ve haksızlık etmeden doğan güneşe

Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi

Mülteci isteklerim oldu ara sıra

 

Biliyorsun şimdi iyi niyetlerimi

Bir bir yargılayıp asıyorum

Bu son olsun be, Bu son olsun

Bu da benim sana ayrılırken muazeretim olsun

 

Şimdi saat yokluğunun belası

Sensiz gelen sabaha günaydın

İşi gücü olanlar çoktan gitti

Bir ben kaldım voltasında sensizliğin

Hiç uyumamış bir ben

 

Şimdi dişlerimi sıkıp dudaklarıma kanamayı öğrettim

Ki bu kızıl damlalar körpe yanağında bir veda busesi olsun

Bu da benden sana heba edilmiş bir aşkın son nefesi olsun

 

Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni

Beyninin içindekileri anlayabilmek

Ve yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü 

Bütün saatleri öylece dondurabilmek için

Çıldırasıya paraladım kendimi

 

Lanet olsun, artık sigarayı üç pakete çıkardım günde

Olsun be, Ne olacaksa olsun

Bu da benim sana ayrılırken şikayetim olsun

 

Yusuf HAYALOĞLU