Ayrılık Hediyesi...
Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız dolmuş gökyüzü, Ay aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım tenhasında gecenin
Avutulmamış bir ben
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki o yaşlar utangaç boynunun kolyesi olsun
Bu da benden sana ayrılığın hediyesi olsun
Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu ara sıra
Biliyorsun şimdi iyi niyetlerimi
Bir bir yargılayıp asıyorum
Bu son olsun be, Bu son olsun
Bu da benim sana ayrılırken muazeretim olsun
Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın
İşi gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
Hiç uyumamış bir ben
Şimdi dişlerimi sıkıp dudaklarıma kanamayı öğrettim
Ki bu kızıl damlalar körpe yanağında bir veda busesi olsun
Bu da benden sana heba edilmiş bir aşkın son nefesi olsun
Kafamı duvara vurmadan tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek
Ve yitirmeden yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun, artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun be, Ne olacaksa olsun
Bu da benim sana ayrılırken şikayetim olsun
Yusuf HAYALOĞLU
